Sonbahar geldiğinde çok hüzünlenirim, soğuğu ve evde tıkılmayı ve de AVM’lerde vakit geçirmeyi hiç sevmediğimden, tüm bu sıkıcı aktivitelerin gelişinin habercisidir benim için. Doğanın da uykuya dalmaya hazırlanışı, ölüm sessizliği…..
Ama bu sonbaharda henüz ilk kar toprağa değmeden birşey yaptık. Şehirdışında ufak bir hobi bahçemiz var. Oraya en son gittiğimizde bahçeye oğlum, babamız ve ben lale soğanları ektik. Lale, ailemizin sembolü olan çiçek olduğu için daha önce birkaç denememiz daha olmuştu ama; çiçeklerini görmeye muvaffak olamamıştık. Tabii bunda bahar başında ekmemizin payı çok büyük sanırım. Olayın püf noktasını bu sene öğrenebildik. Lale soğanları toprağa ilk kar düşmeden önce sonbaharda ekilirmiş….
Neyse, diyeceğim o ki, hayatın dengesi o kadar güzel ki….Benim istediğim gibi hep yaz ya da hep ilkbahar olsaydı, o zaman bu kadar değerli bu kadar güzel olamazlardı ki… Bu laleler bana bunu anlatıyor. O yüzden onları çok seviyorum… Bir ara size lalenin başka ne anlamlar barındırdığını, tutkunluğunun Hollanda ve Osmanlı’da neler yaptığının hikâyesini de yazarım…. Sevgiler….